Güneşin doğuşuna şahitlik etmekteydi kamer yıldızları. Engel
olmaktan çıkıyordu bir ay parçası. Parçalanmış yüreğiyle. Örtmekteydi
dünya'nın kirini, kirlenmişlerden. Herşey suspus olmuşken, bir daha can
veriliyordu cansız yatanlara. Bir gündoğdu göğsünü siper
etmekteydi, göğe doğru bakarak. Kamer, canın, canlarda canlanmamış
halini özleyecekti gün boyunca. Nihayet gün doğmuştu dünkü günün
sonunda. Güneş fedakarlığa yeni başlamıştı. Zaten hergeçen gün canından
bir can koparmaktaydı canlar aydınlansın diye. Hergün, güneşin doğuşuyla
ölmekteydi yıldızlar. Tutkun hale gelmişti ölüm ile yaşam. Zaten yaşam
zıtlıklarla yaşanmaktaydı dünya'da. Biri doğarken diğeri batıyordu
dünyalıklar için. Tıpkı gelenler ve gidenler gibi. Adeta arafta
yaşamaktaydı yaşayanlar. Bir ışık, uzaklar için kopmuştu anayurdu olan
güneşinden. Ana yerinden ayrılırken hüzün doluydu kalbi. Ayrılıkları
sevmiyordu ayrılırken. Ayrı düşmek acı vermekteydi sol yanına. Yolu çok
uzundu. Ama her ayrılığın bir vuslata çıkacağını bilmiyor da değildi.
ilkin ıraklardan seyretmekteydi dünyayı. Ne kadar da küçüktü büyükler.
Onlara doğru yaklaştıkça sevmekteydi ayrılıkları. Bir atayurda
gittiğinin farkındaydı. Yolları katederken adeta küçüklerin de
büyüklenebildiklerini görebilmekteydi. En çok da onlar zarar vermekteydi
yeryüzüne.
Yaklaşıyordu dünyaya bir sevda için. Sımsıcak kalbiyle ısıtacaktı
ısınacak olanlara. Belki de gönül verecekti bir gönle. İlkin
mahlukatlara kalbi tutuldu. Zararsızdı onlar. Zararlarına katlanmak bir
sevda olacaktı belkide. Bir yaprak, en çok da o'na muhtaçtı. Muhtaçlığın
mahcubiyetini gizleyerek en çok onu sevmek istedi. Hemen yanıbaşında
bekleyen bir günlük ömrü olan kelebeğe hüzünlendi. Bir gün daha bir
kalabilmek için avuçlarını açmaktaydı yanıbaşındaki ateşböceği. Herşeyi
yutan toprağa da haksızlık edemezdi. Toprak, kara sevda olabilirdi onun
için. O, bütün sevinçleri ve hüzünleri aniden yutabilmekteydi. Güçlüydü
hepsinden adeta. Kaçana acımayandı o. Yere ve göğe can veren denize de
sırt dönemezdi. Büyük büyük insanları görünce daha da hüzünlendi.
Onlar büyüklük taslayanlardandı. Bahşedilenleri verenin, sanki
bahşetmekle mecbur olduğunu düşünmekteydiler. Kimi merhametine kimi ise
gazabına sığınmaktaydı. Ama Verenin merhameti çok büyüktü insanlara
karşı. Zaman tanımıştı büyüklere ve küçüklere. Utançlarını gizlemek için
koca koca örtüler hediye etmişti. Mesela karanlığı vermişti. Karanlık
dahi korkar olmuştu kalbi kararmışlardan. Adeta karartılar gün yüzüne
çıkmıştı nice yüzlerde. Sonra dikkatlice baktığında gözleri ışıl ışıl
parlayan çocukları farketti. Nurlara bürünmüştü ay yüzleri. Onları da
seveceğini hissetti. Evet sevmeliydi de.
Bir parça ışık hangi birine abu hayat olacaktı ki. Derdini
açmalıydı yeryüzüne inmeden. Kim vardı ki çevresinde. Herkesi aşağıda
gördüğünü açıkça görebilmekteydi. Bir feryad-ı figan etti göklerde göğe
karşı. Ağlamak istedi gözlerden ırak bir hayatta. Yaklaştıkça derdi de
büyümüştü. Bir inilti duydu hüzünlü gözlerden. Efkarlanmıştı bulutlar bu
çaresizliğe. Nihayetinde inci inci gözyaşları süzülüverdi mercan
gözlerinden.
Işık süzülürken yere doğru, yağmurun göğsünü siper ettiğini farketti.
Madem gidilecek tek yer yeryüzü ise katlanacaktı bu hüzne. Ama binlerce
damla kapılarını açmıştı bu gönle. Gözyaşların kervansaraylarına
aldanmamak üzere pencerelerden süzülüverdi dünyaya doğru. And içmişti
aşağıdakilere el uzatacağına. Kalbi huzur dolu olduğunu hissetti. Bir,
çoklara bürünmüştü misafirlikten sonra. Bir ayrılık hissetsede kalbinde,
sevinci adeta ayna oldu yeryüzüne. Yedi renk saymıştı elinde.
Yeşil, Sarı, Kahverengi, Kırmızı, Mavi, Turuncu ve Siyah.
Madem tek, çoğa ulaşacaktı, hicran heyecana kavuşacaktı, olsun bu kadar
da dert dedi kendi kendine. O zaman sıra paylaşmaya gelmişti.
Yaprağın hüznünü yeşil ile örttü. Kelebeğe sarıyı hediye etmişti.
toprağa kahverengini atmıştı, çiçeğin neşesini kırmızı ile arttırmıştı,
denizin ışıltısını mavi ile seyredecekti, ateş böceğinin kandilini
turuncu ile yakacaktı. Çocuklara ise, bütün renklerden azıcık ekleyerek
bir azık hazırlamıştı. Geriye tek renk kalmıştı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder