31 Aralık 2015 Perşembe

ADALET ve ERDEM

Adaletin en yüce erdem olduğunu dillendirmekteydi, Platon. Henüz Dünya düzene oturmamıştı. İlkel kabileler medeniyet aynası ile henüz tanışmamıştı. Dünya eksileri yaşamaktaydı. Sıfır noktasını yakalamazken yıllar, birileri de kalkıp insanlıktan bahsetmekteydi. Nefeslenen asırlar da bilinmeyenler yaşamaktaydı daha. Erdemden bahsedilmekteydi. Enginizasyonlar karşısında diller lal olmuşken, birileri dik durmaktaydı durması gereken yerde. Ahlaktan bahsedenler arka bahçelerde konuşmaktaydı. Dünya durmaksızın yaşlanırken, en çokda yaşını almışlar sahiplenmekteydi dünyayı.

     Işık tutmaktaydı geleceklere. Gelenler gidenlere bakarak büyüsünler diye. Platon, ahlakı erdem hamuruna katıştırmıştı bugünlere rehberlik etsin diye.
Evet, adalet kelimesini her ne kadar insanoğlu türetmişsede yine tüketen de O olmuştur. İnsanoğlu adaletten bahsettiği zaman muhtemelen elinde güç yok demektir. Adaletli davranması gerektiği yerde gücü adaletsizce kullanıyorsa kararlarını orantısız kullanma vakti gelmiştir. Artık erdemsiz bir yaşamın başlangıcı kıvamına çoktan kavuşmuştur. 
Güç derecesi ne kadar aşağıdan başlamışsa, güç derecesi tırmanma şeridin de ne kadar hızlı yükselmişse, gücün eşik değerini ne kadar hızlı aşmışsa, bir terminatöre dönüşmesi de o kadar hızlı olacak demektir. Elindeki güç kullanım hızı ekseriyetle bir şova dönüşmesine yol açacaktır. Adaletsiz ve Erdemsiz bir yolu çoktan aşmıştır. Belki de ömrünün son yıllarını yaşıyordur, belkide en tatlı günlerini ben yaptım, ben ettimlere dönüştürme gafleti, kendisine ölçüsüz bir yaşam tarzı yakalamasına sebebiyet vermesiyle küçük derelerde boğulmasına vesile olacaktır. 
Erdemsizler ilkin yokuşta yük olduklarına çelme atacaklardır. Belki de tekerinin dönmesine sebep olmuş vefakar dostlarına sırtlarını döneceklerdir. Sırtlan olmuştur artık onun için sevdikleri. Gücün etkisi ömrün kısalığına perde olmuştur. Göremeyecektir cepsiz beyazlar giyeceğini, göremeyecektir kendisi gibi nicelerinin pişman olduğu yere kavuşacağını, göremeyecektir ki yapılan iyiliklerin karşılıksız kendisine yapıldığını. Hicranlı günlerin acıları belki de vicdanlarda taptaze dururken, ilk tokadı atanların acısı bir ömür taptaze kalacaktır kalplerde. 
Masumların masumiyetliklerine türlü hayasızlıklar atfedilirken sessizliğini sürdürenlerin erdemsizliği  en derin acı olacaktır belki de. Nice kapıların eşiklerinden geçilecektir ama vefasızların vicdanlarına giden yolu kapalı bulacaktır belki de. Nice kızgınlıklar affedilecektir ama kırgınlıklara çare bulunamayacaktır.


Ve ..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder