4 Ocak 2016 Pazartesi

Komutan -1


Ayağa kalkacak kadar doğruldu. Yaşlandığını kabullenmişti artık. Nerde kaldı küheylan sırtında diyar diyar dolaştığı zamanlar. Hayıflanıyordu geçmişine. Bir savaş komutanıydı. Adını söylemeye çekinen yıllara hasret kalıyordu. Komutanım dedikleri sese hasretti. Tesellisi, attığı kurşunların düşmana isabet etmesiydi. Düşüncelere dalarken bir yandan da sabah kahvaltısı için hazırlık yapayım dedi. Çayı koymuştu. Fokur fokur kaynama sesini işitmek istiyordu ama kulakları da ağırlaşmıştı nicedir. Biraz peynir biraz zeytin azıcık ekmek ile idare etmeyi biliyordu. Savaşmaktan bir aile kursa da babalık yapamamıştı evlatlarına tam olarak. Ayrı düşmüşlerdi birbirlerinden. Biricik dediği kızına dahi yabancıydı artık. Üzülüyordu sürekli. Osman komutan Osman komutan sesini çok uzaklardan duyuyordu. Anlayamadı kapının çaldığını. Sonra bir anda baharın kokusunu hissetmek için açtığı pencereden taş düştü sofranın ortasına. Aşağı bakmak için yine doğruldu. Çavuş ali inmesi için işaret ediyordu. Hızlıca sofrayı terk etti çayı kapattı ve ağır ağır merdivenlerden aşağı indi. Hayırdır Çavuş ali ne bu telaş demeye başlamadan kolundan tuttuğu gibi sürüklemeye başladı Çavuş. Haberler kötü komutan düşman İzmir’e girmiş. Masumları öldürüyor camileri yakıyor şehri zabtetmis. Ben ne yapabilirim Çavuş. En fazla tek mermi atabilirim dedi. Daha tek mermi atamadan bir mermi kalbine saplanmıştı komutanın. Ne olduğunu anlamayan Çavuş etrafına bakındı. Hayretler içerisindeydi. Komutan bir çınar gibi yere düşmüştü. Sonra bir gölge belirdi üzerinde. Bir sese gözlerini açtı ve ağır kulaklarıyla dikkat kesildi. Önce içimizdeki düşmanlara tek mermi atacaksın komutan diyordu Çavuş ali. O da yığılmıştı komutanın yanına. Evet, komutanım savaştaki gibi yine yan yanayız yine beraber gidiyoruz buralardan. Mermiyi atan bir haindi. Ama hangi haindi komutan.
 *-***
 Hainin peşine düşelim. Kimmiş bu hain. Bekleyin o zaman..

1 yorum: